Silikon Vadisi’nde 2020’den beri cereyan eden Yapay Zeka Patlaması (AI Boom) ile hiçbir zaman jetonlaştırılacağını (tokenization) yahut para-birimleştirileceğini hiç düşünmediğimiz bir şey, dikkatimiz kıymetli bir mübadele birimi haline gelmiştir. Hepimizce malum olduğu üzere kullandığımız uygulamalar insanın kamil fıtratı icabı bir bütün olan insan dikkatini mübadele ve takasa hazır (transactional) birimlere bölmüştür. Yeni medya içerikleri, bu kısıtlı dikkat piyasasında kendilerine bir pay alabilme çabasıyla üretilmekteler.
Bütüncül düşünme yeteneği körelen kitleler hayatlarına taalluk eden meseleler hakkında, internet ve sair dijital teknolojilerin oluşturduğu şeffaflığa yahut şeffaflık illüzyonuna rağmen, daha bilgi temelli kanaat ve tavırlar geliştirme imkanı yakalayamamıştır. Bilgiye (knowledge) karşı malumatı (information) önplana çıkartıp bilgiyi imkansızlaştıran bir üslup ve format geliştiren sosyal ağlar ile yapay zeka teknolojilerinin mümkün kıldığı sahte içerik üretimi bu durumu daha da zorlaştırmıştır.
Beyin kimyası sabote edilmiş kitlelerin gerçek ile sahte arasındaki sınırı tefrik edemediği ve tecrübe yoluyla edinilen gerçek dünya bilgisinin minimize olduğu bir ortamda kitlelerin siyasi eğilimleri ya “merkez” aktörlere çaresizlikle tabi olmak, ya gerçek dünya bilgisinin yokluğuyla marjinal ve tutarsız ucube ‘ideoloji’lerine kapılmak yahut genel bir ilgilenmeme, alakadar olmama tavrı olmuştur.
Kamusal söylem üzerindeki hakimiyet, modern manada “kamuoyu” diye bir şey oluştuğundan itibaren devletlerin elindeydi. Teknolojik imkanların günümüze dek tedricen artması ve özellikle internet, sosyal ağlar ve jeneratif büyük dil modelleri (LLM) ile ilanihaye katlanarak artması bu noktada hükumetlerin tekelini kırarak teknoloji şirketlerinin bu konuda hatrı sayılır üstünlük elde etmesini sağlamış, teknoloji şirketlerinin sahipleri kendilerini “feodal beyler” olarak görme cüretine ulaşmıştır, sanki feodal bir beyin tebasını gözetir, hayırhah ve din-diyanet bilir bir şövalye olması gerekmezmiş gibi… Bu durumun devletlerin hakimiyetini (sovereignty) lekeleyen bir mahiyete ulaştığı izahtan varestedir. Devlet aygıtını yöneten insanların da teknoloji oligarklarının sunduğu vasatları kullanıyor olması, (yaşlılar hariç) halkların devletlerin yön verdiği konvansiyonel medyadan değil sosyal ağlardan kanaat ediniyor olması ve oligarkların sırtından sorumluluğu alacak otonom dijital yapıların ve algoritmaların bulunması kitleler ve kamuoyu üzerinde bir “algoritmik tahakküm” oluşmasını sağlamaktadır.
Merkez ideolojik konumundaki hükumetler dünya çapında gerileyen iktisadi parametreler ve uluslararası siyaset sahasındaki Yahudi tahakkümü karşısında hoşnutsuz olan kitleleri yatıştırmak ve depolitize etmek için ya tüm değerleri önemsizleştirerek karıştır-barıştır stratejisine başvurdular ya da onları ırk, çevre, cinsiyet ve cinsellik etrafında gelişmiş sahte bir kültür savaşını savaşmakla meşgul kıldılar. Amerika’da MAGA ve Woke kutupları arasında cereyan eden bu sahte kültür savaşı pek çok ülkede yerel dinamiklerle yeniden üretilmiştir. Kısıtlı dikkat odağı ve çoğunluk beğenisine göre tasarlanan sosyal ağ algoritmaları bu savaşa dahil olmayan yahut kitleler üzerindeki tahakküme elle tutulur biçimde dikkat çeken aktörlerin sesinin kısılmasını sağlamaktadır.
Kadim Romalılar, ahalinin hayattan ve gidişattan memnuniyetsizliğini baskılamak için “ekmek ve panayır siyaseti” (panem et circenses) uygular, şehirlerde ücretsiz yemek ikramları ve panayırlar tertipleyerek halkın stresini unutmasını sağlardı. Dünya çapında bir fenomen olarak, sahte Kültür Savaşı’nın ekmeği gayet bayat, algoritmik panayır ziyadesiyle sıkıcı. Konvansiyonel medyaya değinmiyorum bile. Türkiye’de dahi medya, yorumcular, köşe yazarları, dergi ve benzer süreli yayınlar, adı gerekir-gerekmez siyasi-içtimai küremizin ateş yutup şapkadan tavşan çıkaran bilumum can-bazları ilgi çekiciliğini kaybediyor. Sosyal hayatta, revizyonist ivme yerini durgun ve gideğensiz göller kadar acı ve bayat bir muhafazakarlığa bırakıyor, devrimci karakteri aşikar olan İslamcılık’a ait olan alan, muhafazakarlık tarafından parça parça istimlak ediliyor, müstemlekeleştiriliyor.
Yeni medya vasatlarının kurduğu algoritmik tahakküm ve panayırın sönen ışıkları karşısında, tam tamına işte bu iklimde üzerimize düşen şahısları, hizipleri ve olayları değil; değer, norm ve olguları tarihten ve sosyolojiden ilhamla somut fayda ve strateji üretmek üzere tartışan uğultu ve can-bazlıktan azade bir “metapolitika” perspektifinin benimsenmesidir.





Yorumlar kapatıldı.